ERP yazılımına geçmeden önce sorulması gereken 10 soru listesi, işletmelerin binlerce liralık yatırım yapmadan evvel masaya yatırması mecburi konulardan oluşur. Şirketlerin büyüme sancıları başladığında, Excel dosyaları arasında kaybolmak işten bile değildir. Stokların nerede olduğu belirsizleşir, faturalar karışır ve müşteri şikayetleri artar. Tam bu evrede devreye giren Kurumsal Kaynak Planlama (ERP) sistemleri, işleri rayına oturtmak adına büyük bir güçtür. Ancak yanlış bir tercih, şirketi kaosa sürükler. Doğru kararı vermek, sadece bir program satın almak değil, iş yapış biçimini kökten değiştirmek demektir.
Piyasada sayısız seçenek varken hangisinin sizin için en doğrusu olduğuna karar vermek zorlaşır. Burada, doğru soruları sormak hayat kurtarır. Bir yazılımı şirketinize entegre etmeden evvel, o yazılımın size ne getireceğini ve sizden ne götüreceğini iyi tartmak lazım gelir. Aşağıdaki maddeler, bu kararı verirken yolunuzu aydınlatacak ve paranızın boşa gitmesini engelleyecektir.
Bir yazılım arayışına girdiğinizde, satıcılar size harika özelliklerden bahseder. Rengarenk grafikler, karmaşık raporlar gözünüzü boyayabilir. Fakat asıl mesele, sizin neye muhtaç olduğunuzdur. Depo yönetiminde mi sıkıntı yaşıyorsunuz, yoksa finansal takibiniz mi zayıf? Belki de üretim bandındaki verileri toplamakta zorlanıyorsunuz.
İhtiyaç analizi yaparken departman yöneticileriyle konuşmak şarttır. Muhasebe müdürü, stok sorumlusu veya satış ekibi lideri, gün içinde yaşadıkları darboğazları en iyi bilenlerdir. Onların dertlerini dinlemeden alınan bir program, çalışanlar tarafından benimsenmez. İşletme ihtiyaçları netleşmeden yapılan alımlar, kullanılmayan modüllere ödenen boş paralar demektir. Kendinize şu soruyu sorun: “Biz bu yatırımı hangi sorunu çözmek için yapıyoruz?” Cevabınız net değilse, beklemede kalın.
Her sektörün kendine has dinamikleri vardır. Bir tekstil firmasının takip etmesi gereken verilerle, bir otomotiv yedek parça satıcısının verileri aynı değildir. Tekstilde renk ve beden takibi (varyant) hayatiyken, gıda sektöründe son kullanma tarihi takibi kritiktir. Seçeceğiniz ERP programı, sizin sektörünüze özel hazır şablonlar veya modüller barındırıyor mu?
Piyasada “her işi yaparız” diyen yazılımlar çoktur. Ancak her işi ortalama yapan bir sistem yerine, sizin işinizi mükemmel yapan bir sisteme yönelmek daha akılcıdır. DİA ve ETA gibi köklü markalar, farklı sektörlere özel çözümleriyle bilinir. Sakarya merkezli olup Türkiye genelinde faaliyet gösteren Umay Bilişim, devreye girerek firmanızın sektörüne en uygun yapıyı kurmanıza yardım eder. Sektörel tecrübesi olmayan bir yazılımla yola çıkmak, programı size uydurmak için aylarca uğraşmak demektir.
Teknoloji dünyasında işler hızla değişiyor. Eskiden her şirketin bir sunucu odası (server room) olurdu. Klimalı, gürültülü ve masraflı bu odalar, verilerin tutulduğu yerlerdi. Şimdilerde ise bulut teknolojisi (Cloud ERP) revaçta. Bulut sistemler, internetin olduğu her yerden verilere erişim imkanı tanır.
Eğer saha ekibiniz çoksa, patronlar sürekli seyahat halindeyse veya evden çalışma modeliniz varsa, bulut tabanlı sistemler büyük rahatlık verir. Donanım maliyeti, sunucu bakımı, yedekleme derdi ortadan kalkar. Ancak verilerim kendi binamda dursun, internet kesilse de işim durmasın diyorsanız, sunucu tabanlı (On-Premise) sistemler tercih sebebidir. Bu karar, şirketin bilgi işlem altyapısına ve çalışma kültürüne göre verilmelidir.
Bugün 10 çalışanınız olabilir ama seneye 50 kişiye çıkmayacağınızın garantisi yok. İşletme büyüdükçe veri yükü artar, şube sayıları çoğalır. Seçtiğiniz yazılımın bu büyümeye ayak uydurması gerekir. Ölçeklenebilirlik, bir ERP sistemi için en kritik özelliklerden biridir.
Sistem, yeni kullanıcılar eklendiğinde yavaşlıyor mu? Yeni şubeler sisteme kolayca dahil edilebiliyor mu? Yoksa her yeni ekleme için yüklü lisans ücretleri ve teknik servis bedelleri mi isteniyor? Yazılımın mimarisi, gelecekteki planlarınıza engel olmamalı, bilakis önünü açmalıdır. Esnek olmayan katı yazılımlar, şirket büyüdükçe ayağınıza bağ olur ve sizi birkaç yıl sonra yeni bir yazılım arayışına iter.
Programı satın aldınız, kurulum yapıldı. Peki sonra? İşin en sancılı kısmı, satış sonrası destektir. Yazılımda bir hata çıktığında veya bir faturayı yanlış kestiğinizde karşınızda muhatap bulmak istersiniz. Destek hattına ulaşmak saatler sürüyorsa, işleriniz aksar ve müşteri kaybedersiniz.
Çözüm ortağınızın kalitesi ortaya çıkar. Umay Bilişim, “yerinde hizmet” anlayışıyla sorunlara hızlı müdahale etmesiyle tanınır. Sadece telefonla değil, gerekirse ofisinize gelerek veya uzaktan bağlantı ile sorunları çözerler. Ayrıca personelin eğitimi de mühimdir. Karışık ekranlar arasında kaybolan personel, eski usul defter tutmaya geri dönmek ister. İyi bir eğitim süreci, geçiş döneminin sancılarını hafifletir.
Bir yazılımın arkasında çalışan kodlar ne kadar mükemmel olursa olsun, ekranı kullanan kişi onu anlamıyorsa o yazılım başarısızdır. Depodaki personel, el terminalini eline aldığında ne yapacağını sezgisel olarak anlamalıdır. Muhasebe elemanı, fatura keserken onlarca pencere açıp kapatmak zorunda kalmamalıdır.
Kullanıcı dostu arayüz, işlerin hızlanması demektir. Karmaşık menüler, hata yapma riskini artırır. Yanlış girilen bir stok kodu, sevkiyatın yanlış gitmesine sebep olur. Bu yüzden demo talep ettiğinizde, programı bizzat kullanacak kişilerin denemesine izin verin. Onların “bu ekran çok karışık” demesi, sizin için en büyük uyarı işaretidir. Sade, göz yormayan ve iş akışını takip eden tasarımlar her zaman kazanır.
Modern bir işletme tek bir yazılımla dönmez. Banka sistemleri, e-ticaret siteleri, kargo firmalarının ekranları ve devletin e-belge portalları ile konuşması gerekir. Alacağınız ERP, bu sistemlerle haberleşebiliyor mu?
Özellikle e-dönüşüm süreçleri (e-fatura, e-arşiv, e-irsaliye) Türkiye’deki ticaretin bel kemiğidir. Umay Bilişim, e-imza, mali mühür ve KEP çözümleriyle işletmelerin dijitalleşme süreçlerini destekler. Seçtiğiniz yazılımın e-ticaret sitenizden gelen siparişi otomatik olarak muhasebeye düşürmesi, kargo barkodunu anında oluşturması iş yükünüzü yarı yarıya hafifletir. Entegrasyon yeteneği zayıf bir program, sizi sürekli veri kopyalayıp yapıştırmak zorunda bırakır.
Yazılımın etiket fiyatı, buzdağının sadece görünen kısmıdır. Lisans ücretinin yanı sıra yıllık bakım anlaşmaları, versiyon güncelleme bedelleri, sunucu masrafları, danışmanlık ücretleri ve eğitim maliyetleri hesaba katılmalıdır. Başlangıçta ucuz görünen bir çözüm, yıllar içinde astarı yüzünden pahalıya gelen bir yatırıma dönüşebilir.
Bütçenizi yaparken en az 3 yıllık bir projeksiyon çizmek akıllıca olur. “Gizli maliyetler var mı?” sorusunu satıcı firmaya açıkça yöneltin. Modül başına mı ücret ödeniyor, yoksa kullanıcı sayısı arttıkça fiyat katlanıyor mu? Maliyet analizi, sürpriz faturalarla karşılaşmamanız için elzemdir. DİA ve ETA gibi markaların yetkili iş ortağı olan firmalarla çalışmak, şeffaf fiyat politikaları sayesinde bütçenizi korumanıza yardımcı olur.
Şirketinizin tüm hafızası bu sisteme emanet edilecektir. Müşteri listeleri, maliyetler, kâr oranları gibi mahrem bilgilerin güvenliği her şeyden önce gelir. Sistem siber saldırılara karşı ne kadar dayanıklı? Veriler nerede saklanıyor?
Özellikle fidye yazılımlarının (ransomware) arttığı bu dönemde, veri güvenliği hayati bir meseledir. Otomatik yedekleme özellikleri var mı? Bir felaket durumunda (yangın, sel, sunucu çökmesi) verileri geri döndürmek ne kadar sürer? Verinin kaybı, şirketin kapanmasıyla eşdeğer sonuçlar doğurabilir. Bu sebeple güvenlik protokollerini detaylıca irdelemek, içinizin rahat etmesi için şarttır.
Bir yazılım firmasının “en iyisi biziz” demesi doğaldır. Ancak asıl doğruyu söyleyenler, o yazılımı halihazırda kullanan diğer müşterilerdir. Firmanın referans listesini isteyin. Hatta mümkünse, sizin sektörünüzdeki bir referanslarını arayıp konuşun. “Memnun musunuz?”, “Destek hattına hemen ulaşıyor musunuz?”, “Programda sık sık hata alıyor musunuz?” gibi soruları gerçek kullanıcılara sorun.
Piyasada bilinirliği yüksek, köklü markalar (DİA, ETA gibi) genelde daha güvenli limanlardır. Çünkü bu firmaların geniş bir bayi ağı ve çözüm ortağı yapısı bulunur. Yazılımı aldığınız bayi kapansa bile, başka bir bayi ile çalışmaya devam edebilirsiniz.